10 bin adımda

Moda: Asırlık ağaçlar, şiir dolu kaldırımlar, tek heceli kafeler

Burada her işinizi yapmak için önce sıraya girmeniz gerekiyor. Bu, arabayla geldiyseniz otopark sırası, üzerinizde nakit para yoksa para çekerken bankamatik sırası, herhangi bir yerde bir şeyler yiyip içecekseniz sipariş sırası bekleyeceğiniz anlamına geliyor. Hadi işi ilerletelim, yürüyecekseniz bile sıraya gireceksiniz.

10 bin adımda Moda

Bugün sokaklarını gezerken insanın pek inanası gelmiyor ama 19. yüzyılın sonlarına doğru Moda boş bir arazi halindeymiş; fundalık ve çayırlardan oluşmaktaymış. 1877’de Moda’ya 95 İngiliz yerleşiyor, bu sayı 1906’da 149’a yükseliyor. Aralarına başka kimseyi almayan İngilizler burada kendi yaşam tarzlarını koruyarak keyifli bir hayat sürüyorlar: Yaz aylarında yatçılık, balıkçılık, deniz sporlarıyla iştigal ediyorlar, piknik yapıyorlar. Kışın da Moda İskelesi’ne inen yokuşta kızak kayıyorlar. O dönem tabii kendi mahkemeleri, avukatları, eğitim kurumları ve hastaneleri bile var. Türkiye Cumhuriyeti ilan edildikten sonra, 1940’ta 65 kişi kadar kalan koloni, sonralarda 13 kişiye kadar düşüyor.

Şimdi, Beyoğlu’nun eski Beyoğlu olmayışı, insanların artık eğlenmek için Kadıköy’ü tercih etmeye başlamasıyla beraber hızla kalabalıklaşmaya başladı Moda. Artık her işinizi yapmak için önce sıraya girmeniz gerekiyor. Bu, arabayla geldiyseniz otopark sırası, üzerinizde nakit para yoksa para çekerken bankamatik sırası, herhangi bir yerde bir şeyler yiyip içecekseniz sipariş sırası bekleyeceğiniz anlamına geliyor. Hadi işi ilerletelim, yürüyecekseniz bile sıraya gireceksiniz.

Kahvaltınızı mahallede son yıllarda ortaya çıkan ve yeni yerinde hizmet veren Munchies’de krep-pankekle yapabilir ya da Moda Caddesi’ndeki komşusu Naan’da şansınızı deneyebilirsiniz. Yiyeceğinizi yanınıza alıp Moda çay bahçesinin içecek servisinden faydalanabilirsiniz. Uyarı, güzel masaları kapmak için erken gidin. Şimdi diyeceksiniz ki, her işi sırayla yapacaksak burada işimiz ne? Ben de size kalabalığa fazla maruz kalmadan kendinizi ara sokaklara atıp sessiz noktalar bulabileceğinizi ve bu sessizlikte Moda’nın en eski sakinleriyle buluşabileceğinizi söyleyebilirim: Ağaçlar.

İstanbul’un Doğal Mirası Anıt Ağaçlar çalışmasıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi, şehirdeki kadim ağaçları kayıt altına almış. Ağaçları adres belirterek sınıflandırmış. İki ciltlik kitabı edinemezseniz www.anitagaclar.com adresinde dijital olarak görebilirsiniz.

218 yaşındaki ağaç
Moda Çay Bahçesi’nin devamındaki Ferit Tek Sokak bu konuda oldukça bereketli. Bu sokakta yürürken denize doğru bakarsanız manzarayla aranıza en küçüğü 98 en büyüğü 218 yaşında olan 28 tane Sakız Ağacı girecek. Sokakta yürürken yere bakarsanız göreceğiniz şey Nâzım Hikmet dizeleri olacak. Kadıköy’de Cemal Süreya, Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Özdemir Asaf’ın yaşadığı sokaklara şiirlerinin yazılmasının devamı olarak bu yılbaşında da bu sokağa Nâzım Hikmet’in Güzel Günler Göreceğiz, En Güzel, Bugün Pazar, Ceviz Ağacı şiirlerinden dörtlükler yazıldı.

Denize sırtınızı gördüğünüzde de karşınıza devasa balkonlarıyla Moda apartmanları çıkacak. Apartmanların bir tanesinin adı Manzara. Sokağın hakkını veriyor doğrusu. Bu sokakta 40 numarada güzel bir köşk göreceksiniz, burası sokağa da adını veren ilk içişleri bakanı, eski Londra, Varşova ve Tokyo sefiri Ferit Tek’in bir dönem yaşadığı ev. Sokağı bitirip merdivenlerden indikten sonra karşınıza buranın meşhur meyhanesi Koço çıkacak. Hayır, Koço’ya değil onun altındaki bir yere gidiyoruz. Koço’nun girişinin hemen yanında üzerinde Ayazma yazan demir kapıdan geçip içeri girdikten sonra sağa döneceksiniz, birkaç basamak indikten sonra Aya Ekaterini Ayazması karşınızda. Mum yakıp dua edebilirsiniz. 

Troçki’nin evi de burada
Hemen karşıda mahallenin yenisi Kayıkhane var. Bu aralar konser programı yoğun. Hatta bilet bulabilirseniz bu akşam Ümit Besen & Pamela konserine gidebilirsiniz. İstikametimizi şu an kapalı olan Moda İskelesi’ne çevirip sahil boyu yürürsek Moda’nın en “sabit” bölgesine gelmiş oluruz. Sebebi burasının Anadolu Yakası’nda Caddebostan, Avrupa Yakası’nda da Maçka Parkı’yla aynı görevi görüyor olması: Çimlere yayılmacılık. Fenerbahçe Stadı’na doğru ilerlerken solda renkli merdivenlerin sonunda gri bir köşk göreceksiniz. Bu merdivenler sizi Şifa Sokak’a getirecek. Bu sokakta Esvapçıbaşı İlyas Bey’in evi varmış ancak daha sonra yıkılıp yerine apartman yapılmış. Bu evin önemi, Troçki’nin bir dönem burada kiracı olarak yaşaması. Sokağı yürümeye devam edelim, sol tarafımızda 12 numaralı apartmanın önünde İstanbul’da pek rastlayamayacağınız bir kaktüs göreceksiniz. Şu sıralar çiçek açmış durumda, kaçırmayın derim. İstanbul gibi betona boğulmuş şehirde bir daha ne zaman göreceğimiz belli olmayan detaylar bunlar sonuçta.

Yorulduk. Yaz mevsimindeyiz, belki havuza girmek bizi serinletebilir. Şifa Sokak’ı bitirdikten sonra sola dönünce önce Kadıköy Anadolu Lisesi, sonra Saint Joseph Lisesi’ni göreceksiniz, okulu bitirip sola dönünce okulun arazisinin içinde yer alan Club Quartier’e gidip ücreti mukabilinde havuzunu kullanabilirsiniz. Yemek yiyebileceğiniz yerler de mevcut. Küçük ve ihtişamlı beyaz çam Eski Moda Havuzu, şimdi Mehmet Ayvalıtaş Meydanı olan yere gelip turun kalanını tamamlayalım. Moda Caddesi’ne doğru yürürken karşımıza sürekli Moda’ya has tek heceli kafeler çıkacak. Hepsi kalabalık, hepsi revaçta. İşin sırrı tek heceli olmasında mı acaba? Ben, Kev, Zor, Dün, Dem, Yer vs. Benim tavsiye edeceğim yer bu kafeler haricinde Moda’nın daha yerli dükkânları olacak: Moda Caddesi üzerindeki Korkmaz Büfe’nin döneri, Kolombo Kebap’ın kebabı, zincirin ilk şubesi olan ve 1981’de açılan Kırıntı’nın büfe ürünleri…

O kadar Moda dedik, Barış Manço’dan bahsetmedik. 81300 Moda adresinde ikâmet etmiş olan sanatçının, Zeynep Kâmil Hastanesi’ni yaptıran Yusuf Kâmilpaşa’nın adını taşıyan sokağındaki evi artık müze. Kalabalığı takip ederseniz, Pape Kalfa’nın güzel eseri olan evin bahçesine çıkacaksınız zaten.

Ağabey Sokak’ta 35 numarada Pikap adında bir çiçekçi var. Çiçek alabileceğiniz gibi rica ederseniz Japonya’dan buraya kadar gelen özenle sakladıkları bonsai ağaçlarını görebilirsiniz. Buradaki örnek 1930’lu yıllarda saksıya dikilmiş bir beyaz çam. O kadar küçük haliyle o kadar ihtişamlı nasıl oluyor, şaşırabilirsiniz. Bu hafta futbol sezonu başlıyor, ezeli rekabetin centilmen bir örneğini sunarak lige bir selam sarkıtalım ve centilmenlik mesajıyla bitirelim artık. Ağabey Sokak, No:5 ve 7’deki ikiz binaların isimleri iki ezeli rakibin efsanelerinin adını taşıyor. Metin Oktay ve Büyük Fikret. Yıllardır bir arada kardeşçe yan yana duruyorlar. Bilmem anlatabildim mi?

#negüzelbina: Doktor Arif Sarıca Paşa Köşkü

Moda Caddesi üzerinde Ali Usta Dondurmacısı’ndan dondurma yemek isterseniz eğer kuyruğa girmeniz muhtemel. Kuyruktayken etrafı incelediğinizde karşı kaldırımda görkemli bir köşk göreceksiniz. Bu, 1903 yılında İtalyan bir mimar tarafından projelendirilen, ama burada birkaç köşk daha yapmış olan Pape Kalfa tarafından inşa edilmiş olan Dr. Arif Sarıca Paşa Köşkü. Birinci Dünya Savaşı sırasında iki yıldan uzun süre Ermeni Okulu olarak da hizmet verdi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: